Büyük Sır Üstadı
Kitap Tanıtımı

 
2018-01-01 13.59.13.jpg
tek kitap kapağı .png

Hervé M. Abajoli’nin ilk romanı Büyük Sır Üstadı (Magnum Opus) 2013 -2017 yılları arasında yazılmış olup, Türk Roman tarihinde hiç denenmemiş bir alanda, 25 yıllık araştırma, 1.500 kitaplık özel bir kütüphane, 10.000 sayfalık kadim bilgiler taraması ve 6 yıllık bireysel bir hazırlık döneminin kristalizasyon çabasıdır.

Carl Gustav Jung'un Analitik Psikolojisinin temel kavramları üzerine kurgulanmış tarih, bilim, din felsefesi kısaca hayata dair bir gizemler romanıdır.

​Magnum Opus, Büyük Sır Üstadı serisinin birinci kitabı olup Felsefi Simya'nın Nigredo safhası sembolizmiyle kurgulanmış ve Temmuz 2017’de yayınlanmıştır. Büyük Sır Üstadı serisinin ikinci kitabı olacak olan Unus Mundus, Felsefi Simya'nın Albedo safhası sembolizmiyle kurgulanmış ve hâlihazırda yazım aşamasındadır. 2022 yılında yayınlanacaktır.

​Nurullah Ataç ustanın bir zamanlar dediği gibi: Pek büyütmeyin ama pek de küçümsemeyin yeter…

Yazar bir zamanlar şöyle yazmıştır:

“En nihayetinde ilk romanım vücut buldu. 20.10.2016 günü saat 21:11’de son noktayı koydum. Bundan sonra küçük teknik muameleler dışında hiçbir yerine bulaşmamak için çaba sarf edeceğim. Mayıs 2013 ortalarında başlamıştım, bu da bizi 4 yıl gibi bir süreye götürür. Yaklaşık beş altı ay mecburi hizmet arası verdiğimi düşünecek olursak fiili olarak 3,5 yıl romanla yatıp romanla kalktım demektir. Toplam 1048 sayfa yazdım ve bunun yarısından fazlasını budamayı becerebildim. En zorlu sınavlarımdan biriydi. Sonuçta ilk romanım takriben 360 – 380 sayfadan mürekkep olacak. Sanırım bir sene kadar önce uzunluğun okunabilir olmaktan çok uzaklaştığını kavradığımda aklıma Ayn Rand kitaplarını neden okumadığım geldi ve kapaktaki Büyük Sır Üstadı başlığının altına (Magnum Opus – 1. Kitap) lafını ilave ettim. Böylece birinci cildin Nigredo, ikinci cildin Albedo ve üçüncü cildin Citrinitas/Rubedo safhalarını temsil ediyor olmasını istedim. Bu da üç kitaplık bir serinin birinci kitabını okuyacağınız anlamına gelir.

Daha önceki yayınlarda temel kavramlardan bahsetmiştim. Bunların içinden 3 tanesi birinci kitabın ana temasını oluşturan köprü ayaklarıdır. 2 tanesi ise bazı sebeplerden dolayı Büyük Sır Üstadı’na dahil olamadılar. Tüm yazım maceram boyunca attığım her adımda iç dünyamın desteğini aradım. 20 sayfalık muhteşem bir bölüm iç dünyam tarafından onaylanmadığından şu anda bilgisayarımın kuytu bir köşesinde tekrar yeşereceği zamanın gelmesini bekliyor. Son tahlilde içime sindi ve dün gece yaşadığım çok ilginç bir olay bu içime sinme duygusunun iç dünyam tarafından da onayladığını bana gösterdi.

​Nereden geldiği bilinmez bir cesaret ve küstahlıkla, yarattığım bu şeyin can bulup büyümesi ve başka ruhlara hitap edebilmeye başlaması ile aslında bir noktadan sonra onun beni hükümranlığı altına alacağını bilmek çok çetrefilli bir duygu, çünkü yayınlandığında ben ona değil, artık o bana sahip olacak…

​Son noktayı koyduğum bu anlarda, hiç ölmeyeceğini zannettiğim, tanıdığım en bilge Büyük Sır Üstadı olan Leonard Cohen’in Bird On a Wire şarkısında ne demeye çalıştığını anlamaya daha yakınım…Sanırım…”

Romanda geçen belli başlı karakterler:
Sofia: Eğitiminin büyük kısmını babasının kütüphanesinde almış İstanbullu çok yetkin bir psikolog.
Gabriel: Sofia’nın üniversiteden arkadaşı ve Kuantum Fiziği’nin en ciddi araştırma projelerinden birinin başına getirilmiş Parisli bir fizikçi. Akademisyen.
Denis: Gabriel’in Sorbonne UPMC Üniversitesinde başında bulunduğu araştırma projesinin genel sekreteri.
Esliba Caspal: Gabriel’in öğrencisi. Sadece Kuantum Fiziği ile sınırlı olmayan emsalsiz yeteneklere sahip genç bir dahi.
Frer Marius: Yaşlı olduğu kadar bilge bir baş danışman.
Frer Jean: Baş kütüphaneci, tarihçi, estet, bibliyofil gibi sıfatları taşıyan mütevazı bir hikâye anlatıcısı.
Lorenzo Valla: Frer Jean’ın yardımcısı ve tilmizi.
Frer Alfred: Sert mizacından ödün vermeyen bir keşiş.
Frer Olivier: Cinayete kurban giden dünya iyisi bir keşiş.
R.G.: Farklı derinlikleri olan New Yorklu çok zengin bir finansman dâhisi.
Baruch: R.G.’nin yetenekli asistanı.
Efendi Djü-dschi: Çağların bilgisiyle donatılmış yüz yaşını geçkin Hint bir bilge.
Pandit: Efendi Djü-dschi’nin tilmizi.
Henry Goetellmann: Töton Şövalyelerinin eski merkezi olan Malbork kalesi müzesinin müdürlüğünü yapan bir eğitimci.
Coibhi Unani: Aynı zamanda mağara olan bir adada yıllardır inzivada yaşayan bir Kelt rahibi (Druid).
Kelenn: Coibhi Unani’nin tilmizi.
Heretica Pessima: Asıl adı Guiraude de Laurac olan Kathar inancının son büyük temsilcisi.
Belibasta: Heretica Pessima’nın çok yaşlı yardımcısı.
Mir Kemal Kamil: Neredeyse hiç konuşmayan Arınmışlık Kardeşleri’nin başında bir hüccet.
Üstat El-Mukaddasî: Arınmışlık Kardeşleri’nin baş üstadı.
Harun: Arınmışlık Kardeşleri üyesi bir ihtiyar.
Anokhi Sizigy: Gerçek olamayacak kadar garip yetenekleri olan tıfıl bir Hint çocuk.
Sukbaator: Moğol bir kara şaman olan Kam-Kul’un yeğeni. Gönüllü bir koruma görevlisi.
Büyük Sır Üstadı: O şimdilik sır.
137: Pek acayip bir sayı.

Büyük Sır Üstadı'ndan alıntılar: 

"İster inançlı biri olun, Tanrı, kader diye isimlendirin, ister bilimin akılcılığını kabul etmiş olun ve olasılık, şans, evrim diye nitelendirin, kör bir saatçi milyarlarca yıl önce en mükemmel işini çıkardığı hiç aksamayacak kusursuzlukta bir saat imal edip zembereğini kurup bırakmıştır. Bu başyapıt halen ağır ağır gevşeyerek boşalmaktadır."


"Bilmiyor muyum sanıyorsun? Ama bu kararı emin olmadan verir ve o mesajları çekersem zembereği geri alınamaz bir şekilde serbest bırakmış̧ olacağım. Sen de biliyorsun ki bunu yaparsam binlerce yıl beklediğimiz ve tarihte ilk defa bu kadar yaklaştığımız, uğruna yüzbinlerin büyük çileler çekerek feda edildiği kadim büyük plan belki bir daha hayata geçirilemeyecek."


"Sofia, sıcak yorganın altında yüzünü sevdiği adamın boynuna gömerken, kendi isteklerinden bağımsız ilahi bir gücün haşmet, heyecan, huşu, cazibe, mest, tutku, yüceltme, mükemmellik gibi duyguların hepsini aynı anda harekete geçirebilmesine bir kere daha şaştı. Umut eden Eros, yerini yaşayan Eros’a bırakmıştı.  Şüphesiz, yaşayan bir Tanrı’nın eline düşmek, dehşetengiz bir şeydir çünkü sizi korkunun en yalın haliyle yüzleşmek zorunda bırakır. Kelimelerin anlatmaya kifayetsiz kaldığı bu deneyimin, ruhunu tamamen kuşatıp kavramasına ne yaparsa yapsın karşı koyamayacağını anladığında, o da mutlak bir teslimiyet duygusu içinde kendini ona bırakmıştı. Fanilerin elinden başka ne gelirdi ki?"


"İnsanlığın zaman denen iblise itaat etmeye başlamasından bu yana, yeryüzünün gördüğü en gizemli savaşta dehşetli ikili kuvvetler üstünlük için sonsuza uzanan bir mücadele sürdürmektedir. Bu ölümcül kapışmada birbirine kıyasıya girişmiş beden ve ruh, duygu ve akıl, eril ve dişil, içgüdü ve uygarlık, iki bin yılda bir tekrarlanan müstesna bir olayın arifesinde, insanlığın geleceği üzerine kozmik bir satranç oynamaktadır."


“Çünkü sevgi her şeyi taşır ve her şeye dayanır.” 

“Doğru soruyu sormadığın müddetçe alacağın cevapların hiçbir değeri yoktur.”


“Bilimsel tarikat mı? İnanç ile bilimi nasıl birbiriyle bağdaştırabiliyorsunuz?”


“Şu an için tek bilmeniz gereken, evinde bile otursa, doğru düşünceleri düşünen bir insanın binlerce kilometre öteden bile duyulabileceği gerçeğidir.”


“Aslında her şeyi hareket ettiren temel kozmik gücün duygu olduğunu fark ettiğine müteşekkirdi.”


“Rönesans’ın şafağında kör Homeros’un, açıkgöz İsa’yı nasıl alt ettiğine şaşmamak gerekir.”


“Kırk nesildir sabırla beklediğimiz Çağ Dönümü’nün ufkundayız ve artık her şey mümkün.”


“Yaşam denen şeye düşmüş olmak, bizi derin bir belirsizliğin kurbanları yapmıştır.”


“Şeytan’ın kendilerinin dışında yaşayan bir güç olduğunu düşünerek avunan sıradan insanların, özbeöz bir parçaları olan kötülüğün ağına düşmemesi mümkün müdür?”


“İnsanlığın zaman denen iblise itaat etmeye başlamasından bu yana yeryüzünün gördüğü en gizemli tarikat.”


“Kültür denen şeyin üzerinden geçen akıl köprüsünün altında kış uykusundan uyanmış vahşi bir hayvan yatmaktaydı. Bu hayvanı evcilleştirmek için o köprünün ayaklarından birine bağlamaya kalkmak beyhude bir çaba olacağı gibi, bunda ısrar etmek eninde sonunda köprünün yıkılmasıyla sonuçlanırdı.”


“Bir kere tetiklendi mi önüne gelen her şeyi merhametsizce silip süpüren kolektif kötülüğü ancak bireysel gölgenin içeriğini belirgin kılarak önleyebiliriz.”


“Kural bir; gölge bilinçdışıdır, insan bilinçli olarak bunun içeriğini kolay kolay fark edemez.  Kural iki; bilinçdışı olan her şey gayriihtiyari karşıdakine yansıtılır.”


“Çağımızın sözde modern ahmakları gibi yapıp açıklayamadığın bir şeyi yok saymayacaksın değil mi?”


“İnsanoğlu yarattığı uygarlıkla doğaya egemen olduğunu sanmaya devam ettikçe onun kurbanı olma yolunda dörtnala gittiğinin farkına varacak mı?”