top of page

BDY.
BİLİNÇDIŞI YAYINLARI A.Ş.

Son 30 yılını Analitik Psikoloji'ye adamış Marios Gnostis'in (Nom de Plume Hervé M. Abajoli) yönlendirmesiyle 2019 yılında kurulan Bilinçdışı Yayınları C. G. Jung'un fikirlerini yaymak ve Türkçeleştirmek için yoğun bir program yürütmektedir.

Analitik Psikoloji'nin temel kavramları üzerine kurgulanmış Büyük Sır Üstadı serisinin ilk kitabı 2017 senesinde ve devam romanı Büyük Sır Üstadı - Kali 2023 yılında yayınlanmıştır Serinin dördüncü kitabı Büyük Sır Üstadı - Kötülük Çiçekleri 2024 programına alınmıştır. Buna ilaveten Kadim Çin bilgeliğinin temel taşlarından biri olan I Ching kitabının muazzam bir Türkçe yorumu Şubat 2022'de yayınlanmıştır. Büyük Sır Üstadı'nın İngilizcesi Eylül 2024'te yayınlanacaktır. 

Zamanla paneller, konferanslar ve kültür turizmi yolu ile amacımız doğrultusunda çalışmaya başlanacaktır.

 

Vizyonumuz

Gerek basılı gerekse dijital medya yolu ile Carl Gustav Jung'un Analitik Psikoloji ekolünün yaygınlaştırılması vizyonumuzla insanlığın selameti için kurulması gerekli olan Gölge Okulu projemize kaynak yaratmayı hedefliyoruz.

 

Misyonumuz

Psikolojiye meraklı olsun olmasın her bir okurumuz, takipçimiz, müşterimiz ile samimi ve içten ilişkiler kurarak farkındalığı arttırmak ve alternatif değerler üzerinden hayata anlam katmak için var gücümüzle çalışıyoruz.

Promosyon teklifleri, yeni yayın bilgileri ve daha fazlasını almak için bugün abone olun!

Epostanız yollanmıştır.

Analitik Psikoloji: İsviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung’un kendi ruhbilim metodunu Sigmund Freud’un psikanaliz ekolünden ayırt etmek için kullandığı ad. Jung Psikolojisi veya Derinlikler Psikolojisi de denir. Analitik Psikoloji ile Freud’un psikanalizi arasındaki temel görüş ayrılığı libidonun niteliği ile ilgilidir. Freud’a göre libido cinsel ağırlıklı bir kavram iken Jung kavrama çok daha geniş bir perspektiften yaklaşmıştır. Jung libidoyu sadece cinsellikle sınırlamaktansa genel olarak tüm hayati faaliyetleri kapsayacak şekilde bir nevi “hayat enerjisi” olarak görmekteydi. Jung libidonun sadece cinsellikle sınırlı kalmasını hiçbir zaman kabullenememiş, cinselliğin Freud tarafından neredeyse bir dogma gibi tek gerçek olarak sunulmasından rahatsız olmuş ve sonunda bu nedenle araları fikrî olarak açılmıştır. Fakat asıl kopmaya neden olan şey Jung’un bilinçdışı kavramına üçüncü bir boyut, kolektif bilinçdışı kavramını eklemesidir. 1912 yılında yayınladığı “Bilinçdışının Psikolojisi” kitabında Jung, psişe kavramını “bilinç – kişisel bilinçdışı – kolektif bilinçdışı” olarak sınıflandırdıktan sonra psikanaliz ekolü ile tamamen koparak kendi ekolünü kurmuştur. Analitik Psikoloji davranış ve uyumu yöneten ruhsal süreçlerin bilinçdışında bulunduğunu savunur.

Bilinçdışı: C.G. Jung: "Kuramsal bağlamda bilinç alanına sınır konamaz çünkü sonu belli olmayan bir sürece dönüşme kapasitesi vardır. Oysa deneysel bağlamda, bilinmeyenle karşılaştığında sınırına ulaşmış olur. Bilinmeyen, bilmediğimiz ve bu nedenle bilinç alanının merkezi olan egoyla bağlantısının olamayacağı her şey demektir. İki tür bilinmeyen vardır. Birincisi, dışsal olduğu için duyu yoluyla denenir, ikincisi de hemen o anda deneyimlerinden geçtiğimiz içsel bilinmezlerdir. Birinci grup dış dünyadaki, ikincisi de iç dünyadaki bilinmezleri içerir. Biz bu ikinci gruba bilinçdışı adını veriyoruz." Zihinsel kimlik çok büyük oranda bilinçdışından, küçük bir oranda da bilinçten oluşur.

Kişisel Bilinçdışı: Bilinçdışının bilince en yakın katmanı olup yaşanmış tüm anıların depolandığı psişenin bir katmanıdır. Yaşanmış hiçbir şey unutulmadığı gibi bu katmana istemsizce kaydedilir. Bu kayıtlar bastırılmış ya da önemsiz varsayıldıkları için hatırlanmayabilir. Kişisel bilinçdışı bireyseldir. Anılardan, arzulardan, dürtülerden, silik algılardan ve unutulmuş deneyimlerden oluşur. Bu bilinçdışı seviyesi çok derin değildir ve içerikleri kolaylıkla bilinç seviyesine getirilebilir. Komplekslerin oluştuğu ve geliştiği katman olarak kabul edilmiştir.

Kolektif Bilinçdışı: Jung Psikolojisinin Freud’un psikanalizinden ayrılmasında ana etken, Jung’un bilinçdışı kavramına yeni bir boyut eklemesi olmuştur. Kişisel bilinçdışından daha dirimsel bir güç olduğunu düşündüğü bu yapısal katmanı Jung ‘Kolektif Bilinçdışı’ olarak adlandırmıştır. Jung’un kolektif bilinçdışı teorisi, kişisel deneyimler temelinde açıklanamayan ve aynı anda her kültürde insanların ruhunda beliren psikolojik fenomenlerin yaygınlığından türemiştir. Burası, kişisel bilinçdışından farklı olarak biyolojik ve psişik anlamda kalıtsal unsurlar içerir ve insanlığın evriminin tüm manevi mirasını kapsadığı gibi her bireyin doğumuyla birlikte beyin yapısında yeniden hayat bulur. C. G. Jung: “Hakkında bir şey söyleyemeyeceğimiz gerçeğiyle birlikte, gördüğümüz kadarıyla kolektif bilinçdışının içeriği tüm kültürlerin ortak mirasını oluşturan mitolojik motiflerden ya da ilkel imgelerden oluşmaktadır. Aslında, mitolojinin tamamı kolektif bilinçdışının bir projeksiyonu (yansıtması) olarak ele alınabilir.” Jung’un bu saptamasına uygun olarak, Analitik Psikoloji’de kolektif bilinçdışının rüyalarda ve/veya mitolojide vücut bulmuş içerikleri bireyin terapisi için kullanılmaktadır.

bottom of page